İzmir Arabulucu Avukat, Arabuluculuk Taraf Vekilliği

İzmir Arabulucu, İzmir Arabulucu Avukat

Arabulucu Merve TOPBAŞOĞLU KOLMAN, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığına 15895 sicil numarası ile kayıtlı uzman bir arabulucudur.

Arabulucu Merve TOPBAŞOĞLU KOLMAN, aşağıdaki alanlarda uzman arabuluculuk belgesi ile müvekkillerine arabuluculuk hizmeti vermektedir;

Ticaret Hukuku Uyuşmazlıkları
Sigorta Hukuku Uyuşmazlıkları
İş Hukuku Uyuşmazlıkları
İnşaat Hukuku Uyuşmazlıkları

Alanında uzman avukat Arabulucu Merve TOPBAŞOĞLU KOLMAN tarafından arabuluculuk taraf vekilliği konularında danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Adres: Akdeniz Mah. Gazi Bulvarı Kapı No:57 K:7 D.No:72 Saray İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Telefon: +905354012450

Mail: info@mervekolman.av.tr

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK

Arabuluculuk, Türk Hukuk Sistemi’ne 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 22 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe girmesi ve kanuna ek olarak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26 Ocak 2013 tarihinde Resmî Gazete’ de yayımlanmasıyla uygulanmaya başlamıştır. Her ne kadar arabuluculuk kurumu hukukumuzda yeni olsa da esasen çok eski çağlardan beri kullanılan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzak Doğu ve Afrika’da arabuluculuğun tarihçesinin eski çağlara kadar gittiği bilinmektedir. Hatta pek çok kültürde arabuluculuk, alternatif değil, temel uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak kullanılmıştır. Osmanlı’da ulemanın bazı faaliyetleri, modern anlamda arabuluculuğu çağrıştırmakta ve Anadolu kültürü içinde bu yöntemin aslında hiç yabancı olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla arabuluculuk, yeni bulunmuş bir barışçı çözüm yöntemi değildir. Yeni olan, arabuluculuğun ayrı bir kurum, usul ve meslek olarak düzenlenmesidir.

Arabuluculuk konusunda yaşanan gelişmelerin temelinde, adalete erişimdeki sorunlar ve uyuşmazlıkların veya daha geniş ifade ile çatışmaların dostane yolla çözülmesi neticesinde elde edilmek istenilen toplumsal barış hedefi yer almaktadır. Peki arabuluculuk tam olarak nedir?

ARABULUCULUK NEDİR?

Arabuluculuk en az iki taraf arasındaki ihtilaflı bir meselenin alanında uzman ve tarafsız bir ya da daha fazla arabulucu yardımıyla çözüme kavuşturulmasını ve tarafların anlaşma sağlamasını hedefleyen mahkeme yargılamasına alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Süreç içerisinde taraflar aralarındaki ihtilaflı mesele üzerinde arabulucunun yardımıyla müzakerede bulunurlar. Taraflar arabulucuya dava açmadan önce başvuruda bulunabilecekleri gibi dava açıldıktan sonra da başvurabilirler. Arabuluculuk, uyuşmazlığın mahkeme dışı, hızlı ve kesin bir şekilde çözülmesini amaçlayan bir usul hukuku kurumudur.

Kanun, arabuluculuğu “sistematik yöntemler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirini anlamaları ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştirilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlamaktadır.

Arabuluculuk ile çözüm yönteminde taraflar aralarındaki meseleyi bir üçüncü kişi yani hâkimin kararına bırakmazlar. Mesele hakkında karar vericiler bizzat uyuşmazlığın taraflarıdır. Arabulucu yardımıyla düzenlenecek anlaşma belgesi ile tabir yerindeyse kendi mahkeme ilamlarını kaleme alırlar. Bu yöntem ile taraflar sonuca çok daha hızlı ulaşacakları gibi bir üst mahkeme denetimi olmaksızın verdikleri kararlar kesinlik arz edecektir.

Arabuluculuk her türlü̈ hukuk uyuşmazlıklarında değil; ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, bir başka ifadeyle “sulh” olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkları bağlamında uygulanma alanı bulacaktır. Arabuluculuk Türk hukuk siteminde “zorunlu arabuluculuk” ve “ihtiyari arabuluculuk” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

ZORUNLU ARABULUCULUK

Bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvuru şartı getirilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılması halinde açılan dava, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilir. Bu eksiklik davacıya hem zaman hem de para kaybettirecektir. Bu nedenle hangi tür uyuşmazlıklarda önce arabuluculuk yoluna başvurunun zorunlu olduğunun bilinmesi oldukça önemlidir. Ticari davalar, tüketici davaları ve iş davalarının söz konusu olduğu durumlarda uyuşmazlığınızın türü ve talebiniz arabuluculuğa başvurunun dava şartı olup olmadığı noktasında uzman bir avukat yahut arabulucu tarafından değerlendirilmelidir.

İHTİYARİ ARABULUCULUK

Taraflar aralarındaki her türlü özel hukuk uyuşmazlığının çözümü için arabulucuya başvurabilecektir. Arabuluculuğa başvurunun bir dava şartı olarak düzenlenmediği durumlarda tarafların arabuluculuğa başvuru hususunda gönüllük ilkesi çerçevesinde aralarında anlaşmış olmaları ve bir sözleşme yapmaları uyuşmazlığın çözümünde arabuluculuk yoluna başvuru için yeterlidir. Yapılacak sözleşme arabuluculuğa başvuru şeklinde bağımsız bir sözleşme olabileceği gibi varsa aralarındaki esas sözleşmeye arabuluculuk şartı konulması suretiyle de yapılabilecektir.

Arabuluculuğa başvuru, uyuşmazlık dava aşamasına gelmeden önce yapılabileceği gibi davanın görülmesi sırasında da yapılabilir.

ARABULUCULUK YOLUNA BAŞVURU NASIL YAPILIR?

Arabuluculuk başvuruları adliyelerde yer alan arabuluculuk büroları tarafından yapılabilir. Adliyede arabuluculuk bürosunun kurulmadığı yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvuruda bulunulur. Arabuluculuk başvurusunun uyuşmazlığın konusuna göre yetkili olan mahkemenin bulunduğu yer adliyesinde bulunan büro yahut müdürlüğe yapılmalıdır. Aksi takdirde karşı tarafın yetki itirazında bulunması ve sürecin uzaması gündeme gelebilecektir. Yetkinin her uyuşmazlık için ayrı değerlendirilmesi gereklidir.

Arabuluculuğa başvuruda ikinci bir yöntem ise doğrudan arabulucuya yapılan başvurudur. Bu şekilde yapılan bir başvuru sonrasında arabulucu uyuşmazlığın diğer tarafını başvuru hakkında bilgilendirir ve sürece davet eder. Diğer taraf da uyuşmazlığın bu yolla çözümüne katılmak isterse süreç arabulucu tarafından yetkili büroya bildirilerek başlatılır.

ARABULUCU KİMDİR? – İzmir arabulucu avukatı

Arabulucu, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getirerek onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini ve aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlamaya çağlayan tarafsız üçüncü kişidir.

Arabulucu; hukuk fakültesi mezunu, en az beş yıllık mesleki kıdeme sahip arabuluculuk yapabilmek için gerekli eğitimleri tamamlayarak adalet bakanlığının yaptığı sınavda başarılı olarak arabuluculuk siciline kaydolmaya hak kazanmış uzman kişidir. Arabulucular, hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra arabuluculuk faaliyeti ile ile ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri, davranış psikolojisi vb. gibi teorik ve pratik bilgileri içeren bir mesleki eğitim alırlar. Mesleki eğitimden sonra adalet bakanlığı tarafından yapılan arabuluculuk sınavı ile mesleki yeterlilik ölçülür. Arabuluculuk sınavını başarıyla geçen arabulucular faaliyette bulunabilmek için arabuluculuk listesine kayıt yapmak zorundadır. Bu liste adalet bakanlığı tarafından tutulur. Sadece bu listeye kayıtlı kişiler arabuluculuk faaliyetinde bulunabilir.

ARABULUCUNUN SÜREÇTEKİ ROLÜ NEDİR?

Arabulucu, bu süreçte karar veren kişi değildir. Hatta taraflara herhangi bir çözüm de önermez. Taraflar uyuşmazlığı kendileri uzlaşarak çözerler. Arabulucu, tarafların aralarındaki asıl uyuşmazlığı ve menfaatlerini tespit ederek bu konularda tartışmalarını ve çözüm bulmalarını sağlamaya çalışır. Burada taraflar kendi çözümlerini kendileri üretirler ve bunu yaparken birbirlerini anlamaya çalışırlar.

DAVA ŞARTI (ZORUNLU) ARABULUCULUK

Bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurunun dava şartı olduğundan bahsetmiştik. Öncelikle belirtmek gerekir ki özel hukuk uyuşmazlıklarından iş hukuku, tüketici hukuku ve ticaret hukuku alanına giren kanunla belirlenmiş uyuşmazlıklar dava şartı kapsamında arabuluculuğa tabidir.

TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA ZORUNLU ARABULUCULUK

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk, 19 Aralık 2018 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanmış olan 01 Ocak 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe giren “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” ile zorunlu hale getirilmiştir.

Ticaret Hukuku alanındaki hangi ihtilafların arabuluculuğa elverişli olup olmadıklarının belirlenmesinde öncelikle arabuluculuğa elverişli uyuşmazlıkların belirlenmesinde en temel kural olan HUAK md. ½ uygulama alanı bulacaktır. Bu hükme göre; Yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Bu doğrultuda, söz konusu maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, arabuluculuk her türlü hukuk uyuşmazlıklarında değil; ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, bir başka ifadeyle “sulh” olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkları bağlamında uygulanma alanı bulacaktır.

Hangi uyuşmazlıkların ticaret hukukunda dava şartı kapsamında arabuluculuğa elverişli olduğunun belirlenmesinde ise genel kuraldan sonra bakılacak hüküm 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/a maddesidir. Bu hükme göre, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan bu tür davaların doğrudan asliye ticaret mahkemesine açılması halinde davanın dava şartı eksikliğinden reddi gerekecektir.

Bir davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi için dava konusunun özel hukuktan kaynaklanan sübjektif hak uyuşmazlığına ilişkin olması ve davanın hukuk davası olması gerekir. Örneğin, dava ceza davası ise ticari davadan bahsedilemez.

TTK’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ticari davaları mutlak ticari dava ve nispi ticari dava olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari davadır. Ayrıca, bir ticari işletmeyi ilgilendiren havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan hukuk davaları da nispi ticari davadır.

Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, TTK, TKB’de, TMK’ de düzenlenen ve TTK’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan uyuşmazlıklar ile diğer bazı özel kanunlarda ve mevzuatta düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davadır.

Uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması için öncelikle mutlak ticari dava yahut nispi ticari dava konusu olması gerekmektedir. Ticari dava kapsamı oldukça geniştir. Bu nedenle hak kaybına uğramamak adına uyuşmazlık konusunun ticari bir dava olup olmadığı iyi tespit edilmelidir. Bunun tespiti de teknik ve bilgi gerektiren bir konu olup uzmanından destek alınması oldukça önem arz eder.

Uyuşmazlığın konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin ticari dava olmalıdır. Ayrıca, uyuşmazlık konusu için özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu olmamalı veya tahkim sözleşmesinin bulunmadığı bir durum olmalıdır.

Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olmasına ilişkin düzenleme, sadece ticari davalara yöneliktir. Bu sebeple, mutlak ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava şartı arabuluculuk kapsamına girmeyecektir. Doğrudan doğruya iflas hali, konkordato mühleti verilmesi, icra takibi, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir talepleri dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmayacaktır.

İŞ UYUŞMAZLIKLARINDA ZORUNLU ARABULCULUK

12.10.2017 tarihinde kabul edilen 6325 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile iş hukukunda belirli uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluna başvuru dava şartı haline gelmiştir.

7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 3. Maddesinin birinci fıkrasında işçi veya işveren alacağı ve tazminatları ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurunun dava şartı olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu uyuşmazlık türlerinde arabuluculuk yolu tüketilmeden dava açılması halinde davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilecektir.

Aşağıda kısaca değineceğimiz iş hukukundan kaynaklı sıklıkla karşılaştığımız uyuşmazlık türlerinde arabulucuya başvurmak zorunludur. İzmir arabulucu avukat tarafından usulüne uygun şekilde düzenlenmiş son tutanak eklenmeden dava açılmış olması davacının zaman, emek, para kaybının yanı sıra hakkının kaybına da neden olabilir. Şöyle ki İş Hukukundan kaynaklı taleplerin hemen hemen hepsi uyuşmazlık konusuna göre kanunda belirlenmiş zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere tabidir. Arabuluculuk dava şartı söz konusu olan uyuşmazlıklarda bu yolun atlanarak dava açılmış olması iş hukuku anlamında oldukça önem arz eden sürelerin boşu boşuna geçirilmiş olmasına neden olacaktır.

İŞE İADE TALEBİ

İşçi iş akdinin geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini iddia ettiği durumlarda kanunda yazılı koşullar mevcut ise iş güvencesi kapsamında işverenden işe iadesini talep etme hakkına sahiptir. İşveren işe iade talebinde haklı olsa dahi işçiyi işe almak zorunda değildir. Ancak bu tercih durumu işveren açısından birtakım başka sonuçlara bağlanmıştır. Bir başka ifadeyle işveren işçinin her koşulda iş akdini feshetme hakkına sahiptir. Ancak gerçekli bir nedeni yoksa ve işe iadesini kabul etmeyecekse işçiye tazminat ödemekle yükümlüdür.

Özellikle işe iade talepli dava açılacak ise hak sahiplerinin ivedi şekilde mutlaka bir uzmandan yardım alması gerekmektedir. İşe iade talepli uyuşmazlıklarda kanunla belirlenmiş talep süreleri çok kısa ve hak düşürücü niteliktedir. İşçi fesih bildiriminde herhangi bir sebep gösterilmediğini yahut gösterilen sebebin geçerli olmadığını iddia ediyorsa fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde öncelikle arabuluculuk yoluna başvurması gerekmektedir. Arabuluculuktan olumlu bir sonuç alınamaması halinde ise arabuluculuk son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 hafta içerisinde iş mahkemesine işe iade talepli dava açması gerekir.

SÜRELER HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE OLUP, HAKİM TARAFINDAN RE’SEN DİKKATE ALINACAKTIR. SÜRESİ İÇERİSİNDE DAVA AÇMAYAN İŞÇİNİN İŞ AKDİNİN FESHİ ARTIK GEÇERLİ BİR FESİH KABUL EDİLECEKTİR.

KIDEM TAZMİNATI TALEBİ

İşçinin kıdem tazminatına hak kazandığından bahsedebilmek için öncelikle o iş yerinde bir takvim yılı çalışmayı tamamlamış olması aranır. İşçinin çalışmadığı ücretli yıllık izin, ücretsiz izin, hafta tatili, ulusal bayram, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle izinli geçen süreler de bir yıllık hesaplamaya dahil olup işçinin kıdeminden sayılmaktadır. Kıdem tazminatı talepli dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir.

FAZLA MESAİ ÜCRETİ TALEBİ

İşçinin iş yerinde normal çalışma sürelerini aşan çalışmaları fazla çalışmadır. İş kanununa göre normal çalışma süresi hakkında sözleşme ile belirlenmiş başka bir düzenleme olmadığı taktirde işçinin iş yerinde haftalık 45 saati aşan çalışmaları fazla çalışmadır. Belirtmek gerekir ki sözleşme ile haftalık 45 saati aşan normal çalışma süresi belirlenmesi mümkün değildir. İş Kanunun 41/2. Maddesine göre fazla çalışılan bir saat için normal çalışma süresinde ödenen ücretin %50 fazlası ile ücret ödeneceği hükme bağlanmıştır. Fazla mesai ücreti talebi içeren uyuşmazlıklarda da arabuluculuğa başvuru dava şartıdır.

İHBAR TAZMİNATI TALEBİ

İş ilişkisinin taraflarından birinin İş Kanunu’nun 17. Maddesinde yazılı bildirim sürelerine uymaksızın iş akdini haklı bir neden olmaksızın feshetmesi halinde diğer tarafın bildirim süreleriyle oranlı tazminata hak kazanması mümkündür. İhbar tazminatından kaynaklı açılacak davalarda İzmir arabulucu avukat ‘a başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir.

Yıllık ücretli izin alacağı, ücret alacağı, genel tatil ücretleri, milli ve dini bayram tatil ücretleri, yol ve yemek ücretleri, prim ve ikramiye ücretleri gibi işçilik alacaklarından kaynaklı taleplerde de dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartıdır.

Boşta geçen süre tazminatı, işe başlatmama tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranmama tazminatı ve sendikal tazminat talepli uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması zorunludur.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatla bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk yoluna başvurulamaz.

İş Hukuku alanında, işçi ücretlerinden kesilen vergi ve sigorta primleri, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklar değildir. Bu nedenle arabuluculuğa da elverişli değildir. Ayrıca sigortalının hizmet tespit davalarının da arabuluculuğa elverişli olmadığını belirtmek gerekir.

ARABULUCULUK YOLU İLE ÇÖZÜM SÜRELERİ

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dosyasını kapatması için arabulucuya görevlendirme tarihinden itibaren altı haftalık süre tanınmıştır. Bu altı haftalık sürenin zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilmesi mümkündür. Ticari uyuşmazlıktan kaynaklı bir arabuluculuk başvurusunda başvurucu dosyaya arabulucu atanmasından itibaren en fazla sekiz haftalık sürede arabuluculuk dosyasından olumlu yahut olumsuz bir sonuç elde etmektedir.

İş Hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde arabulucuya başvuruda arabulucunun dosyayı kapatması için tanınan süre üç haftadır. Üç hafta içerisinde İzmir arabulucu avukatı dosyayı kapatmak zorundadır. Bu süre zorunlu bir durumun olması halinde arabulucu tarafından bir hafta uzatılabilir. Başvurucu dosyaya İzmir arabulucu avukatı atanmasını takip eden günden itibaren en fazla dört haftalık bir sürede arabuluculuk dosyasından olumlu yahut olumsuz bir sonuç elde etmektedir.

ARABULUCULUK SÜRECİ SONUÇLARI

Yukarıda belirttiğimiz süreler içerisinde İzmir arabulucu avukatı görevini ifa ederek kendisine gönderilen arabuluculuk dosyasını kapatmak zorundadır. Arabuluculuk hızlı ve tekin bir çözüm yolu olarak hukukumuza girmiştir. Söz konusu uyuşmazlığın belirtilen süreler içerisinde tarafların katılımına rağmen çözümlenememesi halinde, yasal tüm yollar denenmesine rağmen taraflara ulaşılamaması halinde, tarafların görüşmelere katılım sağlamaması halinde dosya anlaşmama olarak olumsuz sonuçla kapatılarak arabuluculuk faaliyeti sonlandırılır.

Önemle belirtmek gerekir ki arabuluculuk çözüm yolunda iradilik ilkesi esastır. Zorunlu dava şartı arabuluculuk dosyalarında dahi taraflar sürece katılıp katılmamakta ve anlaşmaya varıp varmamakta serbesttirler. Zorunlu olan uyuşmazlık hakkında arabuluculuk yoluna başvurulmuş olmasıdır. Buradaki zaruriyet de başvurucunun uyuşmazlık konusu hakkında dava açmak istemesinden kaynaklanmaktadır.

Taraflar sürece katılım sağladıktan sonra da istedikleri anda hiçbir gerekçe sunmaksızın sürecin sonlandırılmasını isteyebilirler.

Arabuluculuk dosyasında arabulucunun faaliyeti taraflara ulaşamaması (Müzakere Edilmeden Anlaşamama), taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması (Müzakere Edilmeden Anlaşamama) ya da yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması (Müzakere Sonucu Anlaşma) veya varılamaması (Müzakere Sonucu Anlaşamama) hallerinde sona ermektedir. Faaliyetin sona ermesi halinde arabulucu tarafından sonucu belirten arabuluculuk son tutanağı düzenlenir. Bu tutanak sürece katılım sağlayan taraflarca ve arabulucu tarafından imza altına alınarak arabuluculuk daire başkanlığına gönderilir.

Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaya varması halinde son tutanaktan ayrı bir anlaşma tutanağı düzenlenir. Anlaşmaya ilişkin detaylara bu anlaşma tutanağında ver verilir. Anlaşma tutanağı arabuluculukta gizlilik ilkesi gereğince daire başkanlığına gönderilmez. Bu tutanak anlaşan taraflarca ve İzmir arabulucu avukatı tarafından imza altına alınarak anlaşan taraf sayısınca düzenlenir ve taraflara verilir. Anlaşma tutanağında yazılı anlaşma koşullarına tarafların uymaması halinde bu tutanak icra edilebilirlik şerhi alınarak yaptırım gücüne sahip hale getirilir.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18. maddesine göre arabulucunun görev yaptığı yargı çevresindeki sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı Mahkeme Kararı Hükmündedir. İcra edilebilirlik şerhi taraflarca alınır. Arabulucunun görevi tutanakların düzenlenerek taraflara teslimi ile sona erer. Arabulucunun icra edilebilirlik şerhi verme yahut ilgili mahkemeden alma yetkisi ve sorumluluğu bulunmamaktadır.

İlgili mahkemeden İcra edilebilirlik şerhi alınan anlaşma tutanağı ile İcra ve İflas Kanununun 32. maddesine göre İLAMLI İCRA takibi başlatabilir.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/5. maddesi hükmüne göre “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” Arabuluculuk faaliyeti ile çözümlenmiş bir uyuşmazlık hakkında dava açılması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre dava kesin hüküm nedeniyle reddedilir.

ARABULUCULUK ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?

Arabulucunun ücreti anlaşma halinde anlaşılan tutar üzerinden kanunun arabuluculuk ücret tarifesi ikinci kısım ile getirdiği yüzdelik hesaplamaya göre belirlenmektedir. Ayrıca Arabuluculuk ücret tarifesinde birinci kısımda görülen işin niteliği ve taraf sayısına göre belirlenmiş maktu ücretler yer almaktadır. Arabuluculuk ücreti bu kısımda yer alan iki saatlik arabuluculuk ücretinin altında kalamaz. Bir başka deyişle arabulucunun en düşük ücreti tarifenin birinci kısmında yer alan iki saatlik hizmete denk gelen rakamdır.

İşe iade talepli dosyalarda tarafların işe iade konusunda anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarı ile işçinin çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücreti ve diğer haklarının toplamı, Arabuluculuk Ücret Tarifesi ikinci kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.

ARABULUCULUK ÜCRETİNİ KİM, NE ZAMAN ÖDER?

Zorunlu Arabuluculuk dosyasında anlaşma sağlanmaması hallerinde arabulucunun ücreti ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Adalet Bakanlığı tarafından arabulucuya ödenmektedir.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşmaları halinde ise arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir. Ancak taraflardan birinin arabuluculuk ücretinin tamamını ödemeyi kabul etmesi de tarafların aralarında bu konuyu müzakere ederek taraflardan birinin ödemesine karar vermeleri de pekâlâ mümkündür.

Arabuluculuk ücretinin ne zaman ödeneceğine İzmir arabulucu avukatı ve taraflar karar verirler. Bu husus da anlaşma tutanağı ve arabuluculuk ücret sözleşmesinde belirtilir. Belirtilen sürede ücretin ödenmemesi halinde ödemeyi yapacak taraf temerrüde düşmüş olur. Arabulucu bu durumda alacağının tahsili için yasal yollara başvuru hakkına sahip olacaktır.

ARABULUCULUK SÜRECİNE KATILMAZSAM NE OLUR?

Arabuluculuk sürecine zorunlu dava şartı arabuluculukta dahi katılımın zorunlu olmadığından sürecin tamamen taraf iradelerine bırakıldığından bahsetmiştik. İradilik ilkesi gereğince tarafların müzakerelere katılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak dava şartı zorunlu arabuluculuk çözüm yolunda arabuluculuk sürecinin ilk toplantısına katılımı kanun koyucu tarafların bir yükümlülüğü olarak görmüştür. Bu anlayışa göre arabuluculuk ilk toplantısına katılım sağlamayan taraf açılması olası dava sonucunda bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.

Geçerli bir mazeret sunmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf arabuluculuk faaliyetinin sona erdiğinde son tutanakta belirtilir ve bu taraf dava açılması halinde kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin (dava avukatlık ücreti, harçlar, bilirkişi ücreti vb. giderler) tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca ilk toplantıya katılmayan bu taraf lehine davada haklı çıksa dahi avukatlık vekalet ücretine de hükmedilmez.

Taraflardan her ikisinin de ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Yani, her iki taraf yaptığı masrafları ve harçları kendisi öder. Ancak bu halde haklı çıkan taraf lehine kanuni vekalet ücretine hükmedilebilir.

İzmir Arabuluculuk avukatları, İzmir barosuna bağlı olarak çalışan ve özellikle yöneldiği alanlar arabuluculuk olan avukatlardır.

İzmir En iyi avukat, mesleğinin ahlaki ve teknik tüm gerekliliklerini bilip uygulayan ve müvekkilinin hakkını son damlasına kadar gözeten avukattır.

İzmir Arabuluculuk Taraf Vekilliği

Arabuluculuk, dünyada yaygın olarak kullanılan “Alternatif uyuşmazlık çözümü” (ADR) yöntemlerinden biridir. Arabuluculuk; tarafların içinde bulundukları uyuşmazlığı tarafsız bir üçüncü kişi yardımı ile mahkemeye gitmeden ya da mahkeme yönlendirmesiyle çözmelerinde kullanabilecekleri bir yöntemdir.

Alanında uzman avukat Arabulucu Merve TOPBAŞOĞLU KOLMAN tarafından arabuluculuk taraf vekilliği konularında danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Bir başka anlatımla, Arabuluculuk tarafsız bir kişinin taraflara müzakere edilmiş bir anlaşmaya varmaları konusunda yardım sağladığı gönüllü, bağlayıcı olmayan ve özel bir uyuşmazlık çözümü sürecidir.

Tüm dünyada arabuluculuk sistemlerinin uygulanması ve hızla gelişmesi, farklı kültürel, geleneksel ve yargı sistemlerinde ortak kabul edilebilir bir çözüm yolu ile uyuşmazlıkların gönüllü, hızlı ve gizli olarak giderilmesi her alanda cazipliğini göstermektedir.

Ülkemizde 2013 yılında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile yasalarımızda yer alan arabuluculuk sistemi hızla gelişmektedir. Bu kanun kapsamında; üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen iş veya işlemlerden doğan her türlü özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde arabuluculuk yoluna başvurulabilmektedir.

Ayrıca yapılan kanuni düzenlemelerle bazı uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk yoluna başvuru dava şartı kapsamında düzenlenmiştir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 25/10/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanmıştır. Bu Kanun ile bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 1/1/2018 tarihi itibariyle, dava şartı haline getirilmiştir.

19.12.2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü hakkında Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.

Son olarak 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna 73/A maddesi olarak eklenen hüküm ile tüketici mahkemelerine açılacak olan tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda arabuluculuğa başvuru dava şartı haline getirilmiştir.

Yaşanan tüm bu gelişmeler yalnızca hukukçuları değil; arabuluculuk sürecini birebir deneyimleyecek ve yararlanacak olan uyuşmazlığın tarafı olan kişileri de etkilemektedir.

Tarafların daha hızlı, daha ucuz ve daha iyi sonuçlara ulaşmalarını sağlayan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculuk hususunda yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir. Bir avukat yardımıyla tarafların aydınlatılması kişileri çözüm yolu ve süreç hakkında tatmin edici bilgiye sahip hale getirir.

Arabuluculuk, tarafların yeterli bilgiye sahip, vekillerinin veya danışmanlarının arabuluculuk sürecinin ilkeleri ve müzakere teorileri konusunda bilgi ve beceri sahibi olduğu durumlarda daha başarılı olur. Tarafların vekilleri müvekkillerine müzakere masasına gelme, diğer tarafın kabul edeceği en uygun arabulucuyu seçme ve sıklıkla bir mahkeme salonunda veya tahkim kurulunda elde edilemeyecek sonuçlara ulaşma konularında yardım sağlamada hayati bir rol oynayabilirler. Fakat bunu yapabilmek için, dava açma veya tahkim alanlarında gerekenden çok daha farklı bir dizi bilgiye ve farklı becerilere sahip olmaları gerekir.

Bu anlamda arabuluculuk sürecine arabuluculukta taraf vekilliği konusunda kendini geliştirmiş, çözüm yolunun içinden ve müzakere sürecini müvekkili açısından tüm artı eksileri ile değerlendirebilecek öngörüye sahip vekiller yardımıyla dahil olmak süreçte taraflar açısından fark yaratacak etkiye sahiptir.

Vekil sürece hazırlıklı değilse müzakerelerde ne ile karşılaşacağını ve ne yaptığını bilmiyor ise müvekkilini ciddi anlamda zarara uğratabilir. Arabuluculuk faaliyetleri tarafların vekillerinin müzakereci tavırdan çok, saldırgan tavır sergilediği durumlarda başarısızlığa uğrayabilir. Örneklemek gerekirse “talebimizi/teklifimizi kabul etmezler ise anlaşmayız, uyuşmazlık dava yoluna gitsin, nasılsa biz haklıyız” mantığı ve yaklaşımı ile arabuluculukta vekillik yapan avukatın uyuşmazlığın çözümünde müvekkilini tatmin edebilir bir kazanım elde edebilmesi mümkün değildir.

Avukat veya arabuluculukta uygulayıcı olarak hareket eden profesyonel kişi, müvekkilinin mevcut davasının ötesinde, geniş anlamda müvekkilini anlaşmaya yönlendiren veya anlaşmadan uzaklaştıran ticari, finansal, sosyal, ilişki tabanlı ve diğer olası unsurları bilmek zorundadır. Biz Avukatlar mahkeme süreci tarafından düzenlenen biçimlendirilmiş bir davaya odaklanmak üzere eğitiliriz. Arabuluculuk bizleri çok daha geniş bir açıdan bakmaya ve hakkında ciddi anlamda bir eğitim almayı gerektiren bir yaklaşımı benimsemeye mecbur kılar.

Arabuluculukta yaşanan değişimi yakalayarak kendisini geliştirmiş bir vekil arabuluculuk sürecini müvekkillerinin yararına en iyi biçimde kullanacaktır. Arabulucu ve Avukat Merve Topbaşoğlu Kolman birçok arabuluculuk sürecini yönetmiştir, bu alanda yetkin tecrübeleri ile müvekkillerine taraf vekilliği konusunda hizmet vermektedir.

Neden Arabuluculuk Sürecine Bir Vekille Katılım Sağlanmalı?

Sürece avukat ile katılım zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak süreçte bir avukat ile temsil edilmenin taraflar için birçok avantajı bulunmaktadır. Öncelikle yeterli bilgi, birikim ve deneyime sahip bir avukatın çözüm yolu ve süreç hakkında somut uyuşmazlığınız çerçevesinde sizi aydınlatması hakkınız olana güveninizi pekiştirecektir.

Avukatın aldığı mesleki eğitimi ve aklının getirdiği eleştirel düşünme, problem çözme yetkinlikleri ile sergileyeceği iletişimi ve savunma becerisi arabuluculuk sürecinde dengelenir. Avukat bilgiyi özümsemek ve işlemek, mesaj kalıplarını görmek, dilsel ipuçları ve sosyal olarak yapılandırılmış anlamları bulmak üzere eğitilir. Avukat ayrıca hususlara ilişkin algıları netleştirerek, tarafların menfaatlerini daha iyi anlamalarını sağlayarak ve konuyu farklı şekillerde görebilme yollarını ortaya koyarak veya en azından tarafların bir araya gelmesinin mümkün olmadığı ve bir kenarda bırakılması mecburi olan zorlukları ortaya koyarak anlaşmaya varma hususunda yeni yollar bulmayı sağlar.

Avukat müvekkilinin memnun olduğu bir çözüm yolunu uygulamaya koyan işleyen bir arabuluculuk anlaşmasının güvencesidir. Uygulanabilir tatminkâr bir anlaşma akdedilmesine katkı sağlayarak uyuşmazlığın çözümü ile masadan kalkabilmek dava açmakta ve takibini sürdürmekte gerekenden çok daha farklı bir dizi bilgiye ve farklı beceriye sahip olmayı gerektirir.

Bu özellikleri taşıyan, mesleki olarak arabuluculuk deneyimi ve eğitimine sahip avukatlık kimliği ile hem arabuluculuk sürecinde hem de tahkim sürecinde sizlere vekillik hizmeti de sunmaktayız. Menfaatinize en uygun olanı, en kısa sürede ve en ekonomik yoldan almanız için gerekli özen ve özveriyi sağlıyoruz.

Av.Arb Merve Topbaşoğlu Kolman’ın arabuluculuk görüşmelerinde taraf vekili avukat olarak müvekkillerine verdiği başlıca hizmetler;

  • İş Hukuku uyuşmazlıkların taraf vekilliği
  • Ticaret Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Tüketici Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Sigorta Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Bankacılık ve Finans Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Miras Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Boşanma, Velayet, Nafaka uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Mal paylaşımı uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Fikri ve Sinai Haklar Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği
  • Sağlık Hukuku uyuşmazlıklarında taraf vekilliği